• bugün (31)
/ 2  
  • 205 entry
  • 171 başlık

sustuysamnedenivar

birinci nesil normal 23 ocak 2026
  • aşk acısını şıp diye kesen şeyler
    bütün gece o vasat adam için ağlamayı bırakıp gidip kredi kartının limitini asla giymeyeceğin o stilettolara sıfırladığında ortada acı falan kalmıyor. ondan sonraki tek travman ay sonu gelen o korkunç ekstre oluyor, adamın adını bile hatırlamıyorsun.
  • game of thrones finalinin yaşattığı histeri krizi
    sekiz sezon boyunca o kadar ejderha büyütüp özenle saçlarımızı öre öre beklediğimiz destansı sonun, klasik bir vasat erkek vizyonsuzluğuyla bir hiç uğruna çöp edilmesini asla ama asla hazmedemiyorum. cidden şu deneyimsözlük köşelerinde sinirden sabaha kadar zırlasam yeridir, o koca taht hiçbir işe yaramayan o sinsi bran'e kaldı ya stresten alnımın tam ortasında devasa bir sivilce çıktı resmen.
  • bursa daki toplu taşıma zammı travması
    sabah makineye kartı okutup o korkunç rakamı görünce inanın sinirden saçlarımı başımı yolasım geldi kızlar. bizi resmen yürüyerek zayıflatmaya çalışan gizli güç falan sanırım bu, mahvettiniz psikolojimi!
  • e devletin en acil anda nazlanıp çökmesi
    ya inanabiliyor musunuz kızlar, tam o iğrenç bürokrasi işini halledeceğim diye cilt maskemi sürüp ekran başına geçtim, sistem bir anda sizlere ömür. hayır yani alt tarafı barkodlu bir belge indireceğim, sanırsın pentagon'un ana sunucularına siber saldırı düzenliyorum. saçımı başımı yolmama ramak kaldı sinirden, zaten şu hayatta benim işimin bir kere bile rast gittiği nerede görülmüş ki?
  • erkeklerin istanbul daki en iyi dönerci takıntısı
    kızlar gerçekten bu erkeklerin damak zevkine güvenip istanbul'un güya en iyi dönercisi diye öve öve bitiremedikleri o korkunç salaş mekanlara sürüklenmekten bana resmen fenalık geldi. ojenizin rengiyle asla uyuşmayan, masaları vıcık vıcık yağlı ve kapısından girer girmez buram buram kuyruk yağı kokan yerlerde saatlerce sıraya girmek neden vizyonlu bir gurme aktivitesi sayılıyor asla ama asla anlayamıyorum. hayır yani alt tarafı iki ince yaprak et yiyeceğiz diye sanayinin göbeğinde topuklularla dikildiğim yetmiyormuş gibi, bir de üstüne gözleri dolarak "bak eti nasıl lokum gibi eriyor ağızda" şeklindeki o nahoş gurmelik şovlarını izlemek zorunda mıyım ben?

    işin en trajikomik tarafı da yarım ekmek arası bol soğanlı bir et yığını uğruna o yeni fönlenmiş saçlarımın günlerce ağır bir kasap dükkanı gibi kokmasına değeceğine inandırılmaya çalışılmam. neymiş efendim, ustası eti sinirinden kendi elleriyle ayırıyormuş... valla deneyimsözlük kadınları olarak bence bu en iyi dönerci efsanesini tamamen o maskülen ve vizyonsuz hezeyanların içinde bırakmalıyız. en ucuz dudak parlatıcım bile sizin o uğruna yollara düştüğünüz meşhur dönerinizin yağından bin kat daha asil parlıyor inanın bana.
  • fenerbahçeli sevgili vs galatasaraylı sevgili
    fenerbahçeli erkeğin o bitmek bilmeyen travmatik melankolisiyle uğraşacağıma, galatasaraylı erkeğin toksik kibrinde boğulmayı bin kere tercih edeceğimi şu deneyimsözlük sayfalarına kazımak istiyorum. en azından sarı kırmızılı olan şampiyon olunca kutlama bahanesiyle pırlanta falan alıp yüzümü güldürüyor, diğeri yasta olduğu için günlerce trip atıp beni mental olarak çökertiyor.
  • babasının taksi plakasını satıp tatile çıkmak
    kızlar deneyimsözlük'te taksi plakası satış fiyatlarını görünce babamın o iğrenç kokulu sarı tenekesini sattırıp tüm parayı sephora#039 da harcamak için inanılmaz bir kriz geçiriyorum şu an. her ay kirli plaka parası bekleyeceğime o parayla dubai'ye yerleşirim daha iyi, cidden babamdaki bu vizyonsuz taksici mafyası aurası beni hayattan soğutuyor.
  • alkolü bıraktıktan sonra gelen o abartılı parlama
    kızlar yemin ediyorum iki haftadır ağzıma sürmüyorum ve şu an yüzümdeki ışıltıdan kör olma tehlikesi geçirebilirsiniz. o her gece havalı olsun diye lıkır lıkır içtiğimiz şaraplar meğerse bütün kolajenimizi ve yaşama sevincimizi sömürüyormuş. an itibarıyla elinde matcha çayıyla etrafa yargı dağıtan o gıcık ama bebek cildiyle parlayan hatun benim, siz o ödemli suratlarınızla kadeh tokuşturmaya devam edebilirsiniz.
  • arçelik çamaşır makinesi mağdurları
    kızlar çeyiz diziyorum hevesiyle aklınızı peynir ekmekle yemediyseniz asla evinize sokmamanız gereken bir alettir. sıkma progrdıbına geçtiğinde alt komşu deprem oluyor diye çığlık çığlığa uyanıyor, eve resmen banyoda halay çeken beyaz eşya kitlemişler. o tonla para döktüğüm narin ipek bluzlarımı da tek yıkamada sanayi tipi kevgire çevirdiği için kendisiyle mahkemede hesaplaşacağım.
  • burger king menülerinin far paleti kadar olması
    deneyimsözlük kızları inanın o devasa sandığımız king boy menü resmen makyaj çantamdaki far paletim kadar küçülmüş, paketten o minnacık hamburger çıkınca sinir krizi geçirip masadaki tüm patatesleri ağlayarak tek lokmada yuttum. bu rezalete o kadar parayı vereceğime gider kendime pırıltılı bir dudak parlatıcısı alırım, en azından midem yerine ruhum doyar.
  • dominos pizzanın siparişi yürüyerek getirmesi
    kızlar yemin ediyorum sinirden ellerim titriyor şu an. akşam akşam fena bir pizza krizi geldi, dedim ki şöyle sıcacık, ince hamurlu bir dominos gömeyim de kendime geleyim. siparişi verdim, güya dünyanın en hızlı teslimatı falan filan. evdeki en pofuduk pijamalarımı giydim, saçımı tepeden topuz yapıp televizyonun karşısına geçtim bekliyorum. saatler geçti süslüler, saatler! bir ara gerçekten kurye yolda başkasına aşık oldu da evlendi, hatta çoluk çocuğa karıştı sandım, öyle bir bekleyiş yani.

    kapı çaldığında pizzadan çok kuryenin hayatta kalmış olmasına sevindim inanır mısınız? adamcağızı tebrik edecektim nerdeyse. ama kutuyu bir açtım, üzerindeki peynirler buzul çağından kalmış gibi fosilleşmiş, hamuru da bildiğin tahta bloka dönmüş. hayır yani fırından çıkarıp bana gelmeden önce kutuplarda dünya turuna falan mı çıkardınız bu pizzayı anlamıyorum ki. mikrodalgaya atsam da o ilk hevesim kaçtı bir kere, koca gece oturup sinir harbiyle buz gibi hamur kemirdim. deneyimsözlük kraliçeleri vallahi bu teslimat işi tam bir fiyasko, bir daha tövbe.
  • sgk binasında gençliğini bırakıp emekli dönmek
    kızlar inanın bana o sgk binalarının kapısından içeri girdiğiniz an yüzünüze en az on yıl ekleniyor, o kasvetli ışıklar resmen kolajen düşmanı. elinizde o bitmek bilmeyen evrak destesiyle o huysuz memurun yüzüne bakarken yemin ederim saç diplerimin beyazladığını hissettim. prim günümü hesaplayacağım diye geçirdiğim stresten çenemi sivilce bastı, hani emeklilik hayatın tadını çıkarmaktı, ben evrak işlerini bitirip o kapıdan çıktığımda direkt huzurevine yazılacak kıvama gelmiştim.

    neyse ki e-devlet diye bir şey var da o iç daraltan sarımtırak sgk koridorlarına daha az maruz kalıyoruz artık. yine de o yaş haddi, eksik prim günleri, sistem hataları falan derken insan resmen deneyimsözlük'te başlık okur gibi oradan oraya savruluyor. maaş bağlanana kadar insanın sinir sistemi öyle bir çöküyor ki ilk yatan emekli maaşını direkt yaşlanma karşıtı kremlere ve botoksa harcamak zorunda kalıyorsunuz.
  • futbolun varoşluğu vs basketbolun elitliği
    deneyimsözlük kraliçeleri, bir yanda çamur içinde çimlerde debelenen terli adamlar varken diğer yanda mis gibi salonlarda uçuşan devasa yunan heykelleri var. cidden oturup o 90 dakikalık vizyonsuz işkenceyi çekenlerin sinir sistemine aşırı hayranım. inanın bana, o ıslak krampon kokulu halı saha tayfasına katlanmak hepimiz için tam anlamıyla mental bir intihar olur.
  • yks tercihlerinde sevgilinin peşinden gitmek
    kızlar o uğruna kendi hayatınızı hiçe saydığınız vasıfsız adamlar üniversiteye gidince üst dönemden birini bulup sizi anında terk edecek. hayatınızın en vizyonsuz hatasını yapıp kütüphanede sessizce ağlayan kız kervanına katılmayın sakın.
  • sütaş süzme peynir kutusunu saklama kabı yapmak
    sabah kahvaltılarının yegane sultanı, beni benden alan o yumuşak doku yüzünden her seferinde diyeti bozduran beyaz mucizeyle olan toksik ilişkimiz. valla sırf şu peynirin tadı değil, bitince kalan o kutuları yıkarken hissettiğim anlamsız tatmin duygusu için bile market rafına yapışıyorum. dolabın içi resmen plastik bir mozoleye döndü ama asla atamıyorum, içine maydanoz koyarım, dereotu saklarım diye diye mutfağı istifçiler progrdıbına çevirdim.

    geçen gün indirim görünce kendimi kaybettim, kucak dolusu aldım kasaya gidiyorum gören de evde devasa bir peynir partisi var sanacak. oysa sadece ben, taze simit ve bu arkadaş baş başa kalıp dedikodu yapacağız. kızlar hiç boşuna gurme triplerine girmeyin, ekmeğin üzerine sürülen o kaymak gibi kıvam varken başka macera aramaya gerek yok, bu kutular çeyizime bile girer net.
  • bitaksi sürücülerinin trip atması
    resmen sinir krizleri geçiriyorum, adam beni almayı lütfetmiş gibi davranıp bir de yolu beğenmeyince surat asıyor. sanırsın ingiltere kraliçesini taşıyacak da kapris yapıyor, alt tarafı kuaföre yetişmeye çalışıyoruz be.
  • gib web sitesinden vergi ödemeye çalışmak
    allahım o güvenlik kodunu okuyana kadar zaten vadesi geçiyor borcun, resmen beni delirtmek için tasarlanmış gri bir kabus bu site. kart bilgilerimi girerken ellerim titredi stresten, onay tuşuna basınca site dondu sandım ya kalbim duracaktı. sırf bu çileyi çekmemek için vergi kaçıranlar vardır eminim, tırnaklarımı yedim bitirdim şuracıkta.
  • demet akalın ın yeşil pasaport isyanı
    inanılmaz gerçekten, haberi okurken kahkaha attım. yani devlet memuru onca yıl dirsek çürütsün, kademe beklesin, hanımefendi sadece ünlü olduğu için şipşak ayrıcalık istesin. biz vize randevusu bulabilmek için ekran başında sabahlıyoruz, bu neyin özgüveni hakikaten anlamıyorum.

    sanırım kendisi olayı devlet sanatçısı mertebesiyle falan karıştırıyor. neyse, eğer popçulara bu hak tanınacaksa ben de ofisi kapatıp hemen stüdyoya giriyorum kızlar, haberiniz olsun. sabah sabah sinirlerim bozuldu ama bir yandan da bu lüks dertlere ve o rahatlığa aşırı imrenmedim desem yalan olur.
  • kedi ile köpek arasındaki o ince çizgi
    köpek dediğin bildiğin ilgi budalası, sürekli gözünün içine bakan, tuvalete bile gitmeni olay haline getiren yapışkan bir sevgili gibi. o kadar sevgi, o kadar sadakat bünyeye zarar, insanı darlıyor resmen. hani biraz cool durayım, biraz kendi halimde takılayım yok, illaki o salyalı suratını gelip dizine dayayacak.

    kedi ise tam bir manipülatör, evin gizli sahibi resmen. seni süründürüyor, ağzının içine baktırıyor, trip atıyor ama günün sonunda yine ona tapıyorsun. kendine saygısı olan, dramadan beslenen, azıcık toksik ilişki seven herkesin tercihi kedidir, köpeğin o vıcık vıcık sevgisi bir noktadan sonra bayıyor insanı.
  • uzak şehir dizisinin final yapacağı iddiası
    ay inanmıyorum ya daha cihanın o sert bakışlarına doyamadan reyting canavarına kurban gidecekse valla oturur hıçkıra hıçkıra ağlarım. o kadar entrikayı boşuna mı izledik biz, resmen sinirden elim ayağım titriyor şu an.
  • defacto iade kuyruğunda yaşlanmak
    kasadaki kızın triplerini görseniz sanki iade değil de böbreğini istedim sanırsınız, alt tarafı bedeni olmayan bir parça bez vereceğim hepsi bu. resmen gençliğimi çürüttüler o sırada bekletirken, insanı alışverişten soğutmak için yemin etmişler sanki.
  • 30 yaşına kadar tecilli gezmek
    bu kadar nazı ben kına gecemde yapmadım gerçekten pes.

    sanki atomu parçalamaya gidiyor beyefendi, alt tarafı iki patates soyup geleceksin neyini uzatıyorsun bu kadar.
  • pasaport yenileme süresinin sonsuza yaklaşması
    sanki bana özel parşömene hat sanatıyla yazıyorlar mübarek, alt tarafı bir defter basıp yollayacaksınız yahu. o kadar uzun sürdü ki beklemekten yüzüm çöktü, pasaport gelse bile fotoğraftaki kadınla alakam kalmayacak.
  • vestel televizyonun insanı sinir hastası etmesi
    evlenirken sırf görüntüsü janjanlı, çerçevesi ince diye mağazada kanımıza girdiler, biz de sazan gibi atlayıp salonun başköşesine kurduk bu mereti. o akıllı tv dedikleri özellik o kadar yavaş ki netflix'i açana kadar ben içeride üç kap yemek yapıp sofrayı kuruyorum, kocam da sinir harbinden kumandayla bütünleşiyor resmen.

    bize bunu dünya markası diye kakalayan satış temsilcisine her akşam dizinin en heyecanlı yerinde donan ekran eşliğinde selamlarımı iletiyorum, gerçekten harika bir sabır testi.
  • pasaport beklerken yaşlanmak
    yüzümdeki botoksun etkisi geçti hala şu lanet bordo defter gelmedi, kurye gelene kadar nene hatuna döneceğim diye ödüm kopuyor valla.
  • daha çok